Türkiye’de hibrit otomobil tercihi güçleniyor
Deloitte 2026 Küresel Otomotiv Tüketici Araştırması’nı yayımladı. Araştırmanın Türkiye verileri, tüketicilerin yarısı için içten yanmalı motorlu araçların hâlâ ilk tercih olduğunu; hibrit ve elektrikli araçlara ilginin ise maliyet ve erişilebilirlik dengesiyle şekillendiğini ortaya koyuyor.
DELOITTE, 27 ülkede 28 bin 500’den fazla tüketicinin katılımıyla gerçekleştirdiği 2026 Küresel Otomotiv Tüketici Araştırması’nın sonuçlarını paylaştı. Bu yıl 14’üncüsü yayımlanan araştırma, hızla değişen küresel mobilite ekosistemini etkileyen temel tüketici eğilimlerine ışık tutuyor. Araştırmada bu yıl Türkiye’den de 1000 tüketicinin görüşlerine başvuruldu.
Raporun, günümüz otomotiv tüketicisini anlamak için önemli içgörüler sunduğunu dile getiren Deloitte Türkiye Otomotiv Sektörü Lideri Özlem Yanmaz, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Küresel otomotiv endüstrisi, tarihinin en dönüştürücü dönemlerinden birinden geçiyor. Değer zincirinin her aşamasında yenilikçilik hız kazanmaya devam ederken, sektörün odağında tüketici olmaya devam ediyor; çünkü tüketicinin değer, erişim ve deneyim beklentileri değişiyor. Araştırmamız, tüketicilerin giderek daha fazla “değer odaklı” hale geldiğini; kalite ve inovasyonun yanı sıra güven ve şeffaflığa verdikleri önemin arttığını gösteriyor.

Artan araç fiyatları ve yükselen finansman maliyetleri, erişilebilirliği gündemin en üst sıralarına taşıdı; bu da birçok tüketicinin mobilitede değeri gerçekten neyin tanımladığını ve araç markalarından ne beklediğini yeniden düşünmesine neden oluyor. 2026 araştırmamızda beş temel eğilim öne çıkıyor.
Elektrikli araçlara yönelik küresel talep bölgeler arasında farklılık gösterirken; tüketicilerin uygun fiyat, şarj altyapısı ve kullanım kolaylığı arasında denge arayışı, hibrit araçlara olan ilgiyi artırıyor.
Buna ek olarak marka sadakati zayıflamaya devam ediyor. Bir diğer öne çıkan trend; tüketiciler, güvenlik ve emniyeti arttıran bağlantılı özelliklere yoğun ilgi gösteriyor, ancak paralelinde veri paylaşımına ilişkin kaygılar da yüksek seyrediyor.
Ayrıca birçok tüketici, yapay zekâ destekli kişiselleştirmeye ve aracın kullanım değerini zaman içinde arttıran kablosuz güncellemeler (OTA) ile sağlanan geliştirmelere açık. Son olarak araç servis sağlayıcılarının seçiminde hizmet kalitesi, güven ve şeffaflık belirleyici faktörler arasında yer alıyor.”

BİR SONRAKİ ARAÇTA TERCİHLER HİBRİTLERE YÖNELİYOR
Türkiye’de tüketicilerin bir sonraki araçlarında tercih ettiği motor türlerinde içten yanmalı motor yüzde 53 ile ilk sırada yer alıyor. Hibrit elektrikli araçlar yüzde 18, plug-in hibrit yüzde 11 ve bataryalı elektrik araçlar (BEV) yüzde 11 oranında tercih ediliyor.
Bu dağılım, tüketicinin elektrifikasyona ilgisinin arttığını; ancak kararın hâlâ “toplam değer” (maliyet, erişim, kullanım pratikliği) çerçevesinde şekillendiğini gösteriyor.
Tüketicinin elektrikli araç tercih etme motivasyonunda düşük yakıt maliyeti yüzde 55 ile ilk sırada yer alıyor. Bunu çevresel kaygı (yüzde 35), sürüş deneyimi (yüzde 34) ve daha düşük bakım maliyeti (yüzde 33) izliyor.

BEV’DE ‘ŞARJ-MENZİL-ALTYAPI’ ÜÇGENİ ÖNE ÇIKIYOR
Türkiye’de tamamen bataryalı elektrikli araçlara ilişkin en önemli endişeler arasında şarj süresi (yüzde 39) ve sürüş menzili (yüzde 39) başı çekiyor.
Kamusal şarj altyapısının yetersizliği (yüzde 37), pil değişimi maliyeti (yüzde 35) ve pil teknolojisi kaynaklı güvenlik endişesi (yüzde 34) de öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Bu bulgular, tüketicinin BEV’e yönelik ilgisinin “teknoloji” kadar “kullanılabilirlik” ve “güven” faktörleriyle şekillendiğine işaret ediyor.
FİYAT TERCİHİ VERGİ ÖNCESİ 1-2 MİLYON TL BANDINDA YOĞUNLAŞIYOR
Araştırmada katılımcılara, indirim ve teşvikler uygulandıktan sonra ancak vergiler ve diğer ücretler eklenmeden önce bir sonraki araç için ne kadar ödeme yapmayı tercih ettikleri soruldu.
Buna göre Türkiye’de tüketicilerin yüzde 44’ü 1–2 milyon TL, yüzde 27’si 2–4 milyon TL, yüzde 17’si 1 milyon TL’nin altında bir fiyat bandı öngörüyor.
MARKA SEÇİMİNDE KALİTE, TEKNOLOJİ VE PERFORMANS BELİRLEYİCİ
Türkiye’de bir sonraki araç için marka seçimini etkileyen en önemli faktör ürün kalitesi (yüzde 54) olarak öne çıkıyor. Bunu araç özellikleri ve teknolojisi (yüzde 45), araç performansı (yüzde 41) ve fiyat (yüzde 39) izliyor.
Araştırma sonuçları, tüketicilerin dünya genelinde marka tercihlerini ağırlıklı olarak “temel ürün ve değer” kriterlerine göre yaptığını; reklam, marka bağlılığı ve kolay finansman gibi başlıkların görece daha sınırlı etkiye sahip olduğunu gösteriyor.

BAYİLER HÂLÂ ÖNEMİNİ KORUYOR
Türkiye’de bir sonraki araç satın alımı için öne çıkan bilgi kaynakları arasında bayi ziyareti yüzde 47 ile ilk sırada yer alıyor. Sosyal medya ve influencer değerlendirmeleri (yüzde 40), üretici web sitesi (yüzde 39) ve çevrim içi medya & otomotiv portalları (yüzde 37) ise satın alma yolculuğunda güçlü bilgi kanalları olarak öne çıkıyor.
Yerli ve yabancı üretici tercihlerine bakıldığında ise yüzde 38’i yabancı marka/üreticiyi, yüzde 26’sı yerel üreticiyi tercih ederken; yüzde 37’si bu konuda bir fark gözetmediğini belirtiyor.
TÜKETİCİ GÜVENLİK İÇİN EK ÖDEMEYE SICAK BAKIYOR
Araştırma, tüm pazarlarda tüketicilerin bağlantılı araç hizmetleri için en çok güvenlik ve emniyet odaklı özelliklere ödeme yapmaya istekli olduğunu ortaya koyuyor.
Öne çıkan hizmetler arasında acil durum yardımı (yüzde 82), hırsızlık karşıtı takip (yüzde 80), garanti ve geri çağırma bildirimleri (yüzde 77) ve araç/yaya otomatik algılama sistemleri (yüzde 77) yer alıyor.
Türkiye özelinde ise yerel dillerde sesli komut desteğinin bir sonraki araçta önemli olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 80.
Öte yandan, araç ömrünü uzatmak üzere OTA (kablosuz) yazılım güncellemelerine sahip olan bir araç için liste fiyatının üzerine ek ödeme yapmak istemeyenlerin oranı yüzde 16. Bu grubun yüzde 21’i yüzde 8–10, yüzde 19’u yüzde 2–5 aralığında bir ek ödemeye açık olduğunu ifade ediyor.

