Manşet

‘AB’nin Hindistan hamlesi yeni riskler getirir’

OSD Başkanı Cengiz Eroldu, hızla değişen küresel ticaret dengeleri ve rekabet şartlarının beraberinde yeni riskleri de getirdiğini belirterek, “AB’nin Hindistan’la STA anlaşması, özellikle Türk otomotiv tedarik sanayii için ciddi riskler oluşturabilir” dedi.

TÜRKİYE otomotiv sanayi, zorlu küresel rekabet koşullarına ve bölgesel sorunlara rağmen, üretim ve ihracattaki gücü ile öne çıkmaya devam ediyor.  Otomobil üretiminde Avrupa’da 6’ncı, hafif ticari araçta yeniden 1’inci sıraya yükselen Türkiye otomotiv sanayi, toplam hafif araç üretiminde ise 5’inci sıraya yükseldi.

Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, İstanbul’da gerçekleştirilen basın toplantısında hem sektörün 2026 yılı ilk çeyrek sonuçlarını açıkladı hem de sektörün gelecek ile ilgili beklenti ve hedeflerini paylaştı.

OSD Başkanı Eroldu, ABD, Çin ve AB ülkelerinin karşılıklı hamlelerinin küresel ticaret dengelerini değiştirirken, rekabet koşullarını da daha çetin hale getirdiğini söyledi.

‘ÇİN BASKISI, ÜLKELERİ FARKLI ARAYIŞLARA YÖNELTİYOR’

Eroldu, otomotivde Çin baskısının ülkeleri farklı arayışlara yönelttiğini belirterek, Avrupa Birliği’nin (AB) Hindistan ile Serbest Ticaret Anlaşması (STA) hamlesine dikkat çekti ve şu ifadeleri kullandı: “Avrupa Birliği Çin ile rekabette edebilmek için yeni bir seviyeye geçti ve yeni STA’lar yapmaya başladı. Bunlardan bizi etkileyecek olan, bize daha yakın olduğu için Hindistan’dır.

Hindistan Çin’den daha rekabetçi, bu yüzden burayı kullanarak bir eşiği daha atlatmak istiyorlar. Bu yeni ticaret yaklaşımında Avrupa Birliği, Hindistan’a pazar açarken, Hindistan menşeli parça ve komponentlerin Avrupa’da daha rahat kullanılmasının önü açılıyor. Aynı zamanda belirli bir kota dahilinde Avrupa üretimi araçların Hindistan’a vergisiz girişi planlanıyor. Bu durum özellikle Türk otomotiv tedarik sanayii açısından risk oluşturabilir.”

ABD İLE AB ARASINDAKİ ÇERÇEVE ANLAŞMASI

ABD ile AB arasında imzalanan yeni çerçeve anlaşmasına da değinen Eroldu, “Burada da karşılıklı olarak Avrupa, ABD ürünlerinin AB’ye vergisiz girmesi ve daha da enteresanı karşılıklılık esasıyla teknik mevzuatların tanınması gibi bir şey çıktı ortaya.

Şimdi daha önce biliyorsunuz Amerikan teknik mevzuat ile Avrupa teknik mevzuatı arasında farklılıklar vardı ve araçlar serbest olarak hareket edemiyorlardı. Şimdi ise bunun kapısı açıldı. Yani Avrupa’da artık Amerikan teknik mevzuatına göre aslında üretilmiş araçlarda Avrupa’da satılabilecek. Bu da enteresan.

Tabii Türkiye açısından baktığımız zaman da bir yandan Türkiye ile ABD arasında bir vergi söz konusuyken ABD ile AB arasında vergi söz konusu olmaması aslında Türk otomotiv sanayisinin Amerika pazarına mal satması konusunda bir handikap yarattı” dedi.

TÜRKİYE HAFİF TİCARİ ÜRETİMİNDE BİRİNCİ SIRADA

Türkiye’nin otomobil üretiminde Avrupa’da 6’ncı, hafif ticari araçta yeniden 1’inci, toplam hafif araç üretiminde ise 5’inci sıraya yükseldiğini hatırlatan Eroldu, hafif ticari araçta geçen yıl kaybedilen liderliğin geri kazanılmasının önemine dikkat çekti.

Otobüs üretiminde Avrupa liderliğinin devam ettiğini vurgulayan Eroldu, “Türkiye dünya genelinde 4’üncü büyük otobüs üreticisi. Hafif ticari araçta ise Türkiye global sıralamada 9’uncu basamakta bulunuyor. Hafif ticari araç tarafında Türkiye’nin performansı daha da belirginleşti. Avrupa pazarının yüzde 8,8 daraldığı bir dönemde Türkiye’nin ihracatını artırması, sektörün rekabet gücünü ortaya koydu” dedi.

Avrupa ağır ticari araç pazarında ise Türkiye kamyonda 4’üncü, otobüste 5’inci pazar konumunda bulunuyor. Avrupa genelinde neredeyse tüm segmentlerde ilk 5 içinde yer alan Türkiye, pazar büyüklüğü açısından da güçlü konumunu sürdürüyor.

ÜRETİMDE SINIRLI GERİLEME

Türkiye’nin toplam otomotiv üretimi ilk üç ayda yüzde 7 düşüş gösterdi. Bu gerilemede, yeni yatırım sürecine giren bir üreticinin faaliyetlerini geçici olarak azaltmasının etkili olduğunu belirten OSD Başkanı Eroldu, ocak ayının geleneksel olarak zayıf geçmesi ve ilk çeyrek dinamiklerinin de üretim rakamlarını aşağı yönlü etkileyen diğer unsurlar arasında yer aldığını bildirdi.

İhracat adetlerinde de benzer bir düşüş görüldüğünü aktaran Eroldu, “İhracat değeri yüzde 3 artış kaydetti. Bu artışın, daha yüksek fiyatlı ve katma değerli araç ihracatından kaynaklandığını” söyledi.

TRAKTÖR ÜRETİMİNDE SERT DARALMA

Alt segmentler incelendiğinde üretimdeki zayıflığın ağırlıklı olarak otomobil tarafında olduğu görüldü. Buna karşılık ağır ticari araç grubunda pozitif seyir devam etti.

En sert daralma ise traktör sektöründe yaşandı. Türkiye’de traktör üretimi yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37 geriledi. İç pazarda ise daralma yüzde 56 seviyesine ulaştı. Üreticilerin ihracatla bu kaybı telafi etmeye çalıştığı, ancak yüksek vergilerden dolayı iç pazardaki daralmanın sektörü ciddi şekilde baskıladığı ifade edildi.

İç pazara ilişkin Eroldu, Türkiye’nin Batı Avrupa’dan farklı bir dinamiğe sahip olduğunu anlattı. Avrupa’da ekonomik belirsizlik dönemlerinde tüketicilerin harcamaları kıstığını ifade eden Eroldu, Türkiye’de otomobilin yatırım aracı olarak görülmesinin talebi canlı tuttuğunu vurguladı.

‘ÇİN İLE DIŞ TİCARET AÇIĞI SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL

Dış ticaret tarafında Türkiye’nin otomotiv sanayii lider sektör olmayı sürdürdü. Ocak-şubat döneminde dış ticaret dengesi 53 milyon dolar ile başa baş seviyede gerçekleşti.

Yalnızca otomobil özelinde bakıldığında yılın ilk aylarında 1,3 milyar dolarlık dış ticaret açığı oluştuğunu paylaşan Eroldu, “Küresel jeopolitik gelişmelerin de sektöre etkisi sürüyor. Enerji fiyatlarındaki artış özellikle plastik ve türevleri üzerinden üretim maliyetlerini yukarı çekiyor. Bu durum yalnızca otomotiv değil, tüm sektörlerde enflasyonist baskıyı artıracak” dedi.

Eroldu, Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyonunu koruduğu sürece rekabet gücünü sürdürebileceğini belirtirken, Çin ile dış ticaretteki dengesizliğe de dikkat çekti. Türkiye’nin Çin’e karşı yaklaşık 46 milyar dolarlık dış ticaret açığı bulunduğunu ifade eden Eroldu, bu tablonun sürdürülebilir olmadığını söyledi.

‘ÜRETİMDE YERLİLİK ORANI YÜZDE 35’E ÇIKTI’

İç pazarda yerli üretimin payında da artış kaydedildi. Buna ilişkin konuşan Cengiz Eroldu, “Toplam yerlilik oranı ilk çeyrekte yüzde 35’e yükseldi.

Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 31 seviyesindeydi. 2025 yılı genelinde ise yüzde 29 olarak gerçekleşmişti. Segment bazında bakıldığında otomobilde yerli payı yüzde 32’den 36’ya, hafif ticari araçta yüzde 22’den 23’e, kamyonda ise yüzde 61’den 68’e çıktı. Bu artış, son dönemde yapılan yatırımların etkisiyle oldu.

Kapasite kullanım oranı ise ilk çeyrekte ortalama yüzde 60 seviyesinde gerçekleşti. Hafif araç grubunda yatırım kaynaklı geçici düşüş yaşanırken, kamyon ve otobüs grubunda belirgin iyileşme görüldü. Traktör sektörü ise kapasite kullanımında en zayıf performansı gösteren alan oldu” dedi.

2026 SONU HEDEFLERİNDE REVİZYON

2026 beklentilerine ilişkin konuşan Eroldu, küresel belirsizlikler ve bölgesel savaş riskleri nedeniyle ihracat tahminini yüzde 4, toplam üretim beklentisini ise yüzde 2 aşağı yönlü revize ettiklerini, iç pazarda da geçen yıla göre sınırlı daralma öngördüklerini ifade etti.

Nisan sonu itibarıyla sektörün yılsonu üretim hedefi, ocak ayındaki öngörüye göre yüzde 2 düşürülerek 1 milyon 340 bin – 1 milyon 420 bin adet aralığına çekildi. Sektörün yılsonu ihracat hedefi ise yüzde 4 düşürülerek 970 bin – 1 milyon 40 bin adet bandında revize edildi.

‘REKABETÇİLİKTE AŞINMA SÜRÜYOR’

OSD Başkanı Eroldu, özellikle değerli TL politikasının ihracatçı üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. “Değerli TL politikası Türkiye’nin ihracat maliyetlerini de artırıyor.

Otomotiv sanayi iki senedir ciddi rekabetçilik kaybı yaşıyor” diyen Eroldu, bu durumun üretimi farklı ülkelere kaydırma eğilimini hızlandırdığını belirtti.

‘KUZEY AFRİKA RİSKİ BÜYÜYOR

OSD Başkanı, Türkiye’nin otomotivde uzun yıllara dayanan güçlü sanayi altyapısının halen önemli avantaj sağladığını ancak maliyet tarafında Kuzey Afrika ülkelerinin daha rekabetçi hale geldiğini belirtti. Özellikle Fas’ın lojistik üstünlüğüne dikkat çeken Eroldu, Kuzey Afrika’nın orta vadede daha güçlü rakip olabileceği sinyalini verdi.

İç pazarda Çinli markaların satışlarında da gerileme yaşandığını belirten Eroldu, 2026’nın ilk aylarında bu markaların Türkiye pazarındaki payının nispeten düştüğünü ifade etti. Bu gelişmenin, Çinli üreticilerin ihracatlarını farklı pazarlara yönlendirmesinden kaynaklandığını belirtti.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir