Satış sonrası pazarı 10.2 milyar $ oldu
OSS’nin hazırladığı “2025 Yılı Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Pazarının Stratejik Analizi” raporu, Türkiye satış sonrası pazarının mevcut büyüklüğünü, büyüme dinamiklerini, ürün gruplarına göre pazar yapısını, servis ve dağıtım kanallarındaki değişimi, elektrikli araç dönüşümünü, e-ticaretin etkisini ve pazarı şekillendiren temel trendleri kapsamlı biçimde ortaya koydu.
OTOMOTİV Satış Sonrası Ürün ve Hizmetleri Derneği (OSS), Türkiye otomotiv satış sonrası pazarına yönelik güncel stratejik analiz çalışmasını paylaştı.
Frost & Sullivan tarafından OSS Derneği için hazırlanan “2025 Yılı Türkiye Otomotiv Satış Sonrası Pazarının Stratejik Analizi” başlıklı nihai rapor, binek otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan hafif araç parkı kapsamında Türkiye satış sonrası pazarının mevcut büyüklüğünü, büyüme dinamiklerini, ürün gruplarına göre pazar yapısını, servis ve dağıtım kanallarındaki değişimi, elektrikli araç dönüşümünü, e-ticaretin etkisini ve pazarı şekillendiren temel trendleri kapsamlı biçimde ortaya koydu.

SATIŞ SONRASI GELİRİNDEKİ ARTIŞ ARAÇ PARKINI SOLLADI
Rapora göre, Türkiye’de binek otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan toplam hafif araç parkı 2025 itibarıyla 22 milyon 826 bin 24 adede ulaştı. Aynı dönemde satış sonrası pazarının hafif araçlar kapsamındaki geliri ise 7 milyar 567 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Orta ve ağır ticari araçlar da eklendiğinde bu rakam 10.2 milyar dolara ulaştı. Böylece satış sonrası gelir, 2023-2025 döneminde araç parkındaki büyümeden daha hızlı artış gösterdi. 2023 yılında 6 milyar 466 milyon dolar seviyesinde olan satış sonrası gelir, 2025 yılında 7 milyar 567 milyon dolara yükselirken, aynı dönemde satış sonrası gelirde yıllık bileşik büyüme oranı yüzde 8,2 oldu.

Araç parkı ise aynı dönemde yüzde 6,3 yıllık bileşik büyüme ile 20 milyon 211 bin 6 adetten 22 milyon 826 bin 24 adede ulaştı.
Raporda, Türkiye satış sonrası pazarının artık yalnızca araç parkındaki büyüme ile değil, araç teknolojilerindeki karmaşıklık, elektrikli araçların yaygınlaşması, ADAS (sürücünün güvenliğini artıran ve kazaları önlemeye yardımcı olan kamera, radar, ultrasonik sensör ve yazılımlardan oluşan sistemler), yüksek değerli parça ve sistemlerin artan payı, dijital kanalların güçlenmesi ve değişen tüketici davranışlarıyla şekillendiğine dikkat çekildi.
Bu kapsamda Türkiye otomotiv satış sonrası pazarının yeni büyüme döneminde, klasik bakım ve onarım ihtiyacının yanında, teknoloji odaklı parça ve servis çözümlerinin de belirleyici hale geldiği vurgulandı.

TÜRKİYE SATIŞ SONRASI PAZARI YENİ BİR BÜYÜME EVRESİNE GİRDİ
Türkiye otomotiv sektörü, üretim, ihracat, iç pazar, yan sanayi ve satış sonrası hizmetleriyle ekonominin en stratejik alanlarından biri olmayı sürdürüyor.
Ana sanayinin tamamlayıcısı konumundaki otomotiv satış sonrası sektörü ise, artan araç parkı, yükselen ortalama araç yaşı, büyüyen ikinci el pazarı, değişen mobilite alışkanlıkları ve araç teknolojilerindeki dönüşümle birlikte daha kritik bir yapıya kavuşuyor.
Frost & Sullivan tarafından OSS Derneği için hazırlanan güncel analiz, Türkiye satış sonrası pazarının hem güçlü talep potansiyeline hem de yeni dönem risklerine işaret ediyor.
Rapora göre, Türkiye’de otomotiv satış sonrası pazarı, geniş ve yaşlanan araç parkı sayesinde yapısal olarak güçlü bir talep potansiyeli taşımaya devam ederken; oyuncuların bu potansiyeli yakalayabilmesi için kâr marjları, işletme sermayesi, nitelikli iş gücü, stok yönetimi, e-ticaret, elektrikli araç servis kabiliyeti ve teknoloji yatırımları gibi alanlarda daha çevik hareket etmesi gerekiyor.
Raporda, satış sonrası pazarını etkileyen başlıca trendler arasında rekor hafif araç satışları, büyüyen ve yaşlanan araç parkı, kâr marjı baskısı, sıkılaşan ticari koşullar, nitelikli teknisyen sorunu, e-ticaret büyümesi, elektrikli araç adaptasyonu, araç parkındaki marka çeşitliliği ve Asya menşeli parça teminindeki artış öne çıkıyor.

‘SATIŞ SONRASI PAZARI BÜYÜRKEN, NİTELİK DE DEĞİŞTİRİYOR’
Raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan OSS Derneği Başkanı Ali Özçete, bu çalışmanın yalnızca sektörün mevcut büyüklüğünü ortaya koymayı değil, aynı zamanda Türkiye otomotiv satış sonrası pazarının yapısını, dönüşümünü ve geleceğe yönelik potansiyelini güvenilir verilerle analiz ederek sektör için ortak bir referans kaynağı oluşturmayı hedeflediğini belirtti.
Özçete, “Bu araştırmanın, Türkiye pazarını değerlendirmek isteyen yerli ve yabancı yatırımcılar ile uluslararası iş ortaklarının karar alma süreçlerine katkı sağlayacak önemli bir başvuru kaynağı olacağına inanıyoruz. Güçlü ve sürdürülebilir bir sektörün temelinde doğru veri, doğru analiz ve doğru öngörü yer alıyor.
OSS Derneği olarak, Türkiye otomotiv satış sonrası pazarına ilişkin veri temelli çalışmaları sektörümüzün gelişimi açısından son derece değerli görüyoruz. Daha önce satış sonrası yenileme pazarının büyüklüğünü ortaya koyan çalışmamızla sektörümüz adına önemli bir eşiği aşmıştık.
Bugün ise güncel analizimiz, pazarın yalnızca büyümediğini, aynı zamanda nitelik değiştirdiğini de açık biçimde gösteriyor” dedi.

Türkiye’de hafif araç parkının 22,8 milyon adedi aştığını, araçların yüzde 74’ünün ise 5 yaşın üzerinde olduğunu hatırlatan Özçete, bu yapının satış sonrası ürün ve hizmetlere yönelik güçlü talebin önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ettiğini söyledi.
Elektrikli araçlar, ADAS, dijitalleşme, e-ticaret ve yüksek teknolojili parçaların sektörün yeni büyüme alanlarını oluşturduğunu ifade eden Özçete, “2025 itibarıyla binek otomobil ve hafif ticari araçlardan oluşan hafif araçlar kapsamında satış sonrası pazarının 7,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması, sektörümüzün ekonomik değerini açıkça ortaya koyuyor.
Bu büyümede araç parkının genişlemesi ve yaşlanmasının yanı sıra araç teknolojilerinin karmaşıklaşması ve yüksek değerli parça gruplarının artan payı da belirleyici oluyor.
Artık satış sonrası pazarı yalnızca parça değişimiyle değil; teknoloji, uzmanlık, eğitim, kalibrasyon, dijital tedarik ve servis kalitesiyle rekabet edilen bir yapıya dönüşüyor” diye konuştu.

SEKTÖRDEKİ DÖNÜŞÜME UYGUN MEVZUAT ŞART
Sektörün karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara da değinen Özçete, “Güçlü talep potansiyeline rağmen kâr marjları, finansman koşulları, işletme sermayesi, stok yönetimi ve nitelikli teknisyen ihtiyacı sektörümüzün en önemli gündemleri arasında yer alıyor.
Elektrikli araçların yaygınlaşması, bağımsız servisler açısından yeni fırsatlar sunarken, aynı zamanda yüksek voltajlı sistemler, batarya güvenliği, sertifikasyon, ekipman standardı ve teknik eğitim gibi alanlarda yeni gereklilikleri de beraberinde getiriyor.
Bu dönüşüm sürecinde sektörümüzün rekabet gücünü koruması için veri, eğitim, mevzuat, dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının bütüncül biçimde ele alınması gerekiyor” dedi.
OSS Derneğinin sektör adına veri üretmeye ve pazarın gelişimine katkı sağlamaya devam edeceğini vurgulayan Ali Özçete, “Türkiye otomotiv satış sonrası sektörü, sahip olduğu üretim, dağıtım, ihracat, servis ve insan kaynağı potansiyeliyle çok güçlü bir konumda bulunuyor.
OSS Derneği olarak amacımız, sektörümüzün bu potansiyelini ulusal ve uluslararası platformlarda daha görünür kılmak, yatırımcıların ve paydaşların karar süreçlerine veri temelli katkı sağlamak ve Türkiye satış sonrası pazarının sürdürülebilir büyümesine destek olmaktır” diye konuştu.

