‘Türkiye için fırsat kapısında’

“Otomotiv Tedarik Endüstrisinin Geleceği” konferansında önemli mesajlar veren Prof. Dr. Ferdinand Dudenhöffer, “Türkiye için fırsat kapıda… Bir otomotiv ülkesi olan Türkiye, nitelikli iş gücü, güçlü ana ve tedarik sanayi altyapısı, yeterliliği ve potansiyeli ile dönüşüme adapte olup, kazançlı çıkabilir” dedi.

TAŞIT Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) ile Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB), Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) desteğiyle online olarak “Tedarik Sanayinin Geleceğini Yeniden Tasarlamak” mottosuyla düzenlediği “Otomotiv Tedarik Endüstrisinin Geleceği” konferansına konuşması olarak katılan Almanya’da otomotiv sektörünün öncü kanaat önderlerinden Prof. Dr. Ferdinand Dudenhöffer, Türkiye ile ilgili önemli mesajlar verdi.

‘GEÇ KALAN KAYBEDER’

Otomotivde dönüşüm konusunda yaptığı çalışmalarla dikkat çeken, Alman ekolünün ünlü ismi Prof. Dr. Dudenhöffer, “Otomotivdeki değişim tahminimizden çok hızlı. Tüm endüstrinin bu değişime hızlı bir şekilde adapte olması gerekiyor. Geç kalan, kaybeder” dedi. İklim değişikliğinin otomotivdeki dönüşümün tetikleyicisi olduğunu vurgulayan Dudenhöffer bu değişimi “bir devrim” olarak tanımladı. “Elektrikli araç satışı sayıları Çin’de ve Avrupa’da artıyor” ifadelerini kullanan Dudenhöffer, şu açıklamaları yaptı: “Büyük bir dönüşüme gidiyoruz. Nelerin değişeceğinin çok azını görüyoruz. Bir devrimden söz edebiliriz. Bu yapay zekânın devrimi olacak. Yapay zekâ ve otonom süreci, farklı bir dönem yaşatacak ve araç anlayışımızı değiştirecek. Eskiden müşteri aracı alıyor, 5-6 yıl kullanıyor, satıyordu. Gelecekte ise araç aboneliği olacak, aylık taksit ödeyeceğiz. Her şey dijital, araç kapımızın önünde olacak ama tüm riskler, beklenmeyen tamir işleri, sigorta gibi tüm masraflar aylık abonelik ücretinin içinde olacak. İnsanların arabaya karşı anlayışı, satış sistemleri, yedek parçalar gibi pek çok şey değişecek.”

Prof. Dr. Ferdinand Dudenhöffer

ASYA, TÜRKİYE VE AVRUPA ARASINDAKİ BAĞLANTI

Asya’nın ve özellikle de Çin’in büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Dudenhöffer, “2019’da tüm dünyada 80 milyon binek araç satıldı. 2020’de bu sayı pandemi sebebiyle 69 milyona düştü. Bu 69 milyon aracın büyük çoğunluğu Asya’ya ve buradan da Çin’e satıldı. Asya’nın büyük bir potansiyeli var, bunu ıskalamamak lazım. Asya ile iş birliği kurmak, bunu sürdürmek ve geliştirmek çok önemli. Asya, Türkiye ve Avrupa arasındaki bağlantı, önemli iş birliklerine imkân sunacak. Çin teknolojide dünya lideri olmayı hedefliyor ve bu hedefine ulaşmakta elektrikli araç çok ciddi rol oynayacak. Çin ile birlikte Hindistan, Vietnam ve Pakistan’ın da ciddi potansiyeli var. Asya’dan sonra da Amerika kıtasında ABD, Kanada ve Meksika geliyor. Avrupa ise 3. önemli ve potansiyelli pazar payına sahip bir bölge” dedi.

‘ÇİN, ELEKTRİKLİ ARAÇLARA EN ÖNCE GEÇEN ÜLKE OLACAK’

“Heyecanlı ve büyük kârlar yapılacak bir dünya ile karşı karşıyayız” cümlesini kullanan Dudenhöffer, “Çin’in Shenzen şehrinde AutoX-robot taksiler çalışıyor. Autox, Çin’in önde gittiğini gösteriyor. Çin, elektrikli araçlara en önce geçen ülke olacak. Çin’in net vaadi var; 2060’a kadar karbon nötr olacak. Dünyanın teknoloji lideri olacak. Bu hedefe ulaşmada elektrikli araç önemli rol oynayacak” diye konuştu.

TÜRKİYE İÇİN FIRSAT KAPIDA

İçten yanmalı motorlu araçların satışının 2050’de çok azalacağını vurgulayan Prof. Dr. Dudenhöffer, Türkiye’nin bu süreçten kazançlı çıkabileceğini söyledi. Dudenhöffer, şu açıklamaları yaptı: “İçten yanmalı motorlu araçların satışı 2030’a kadar yüzde 70 düşecek. Bu alandaki tedarikçiler bugüne kadar bir şey yapmadıysa, zaten geç kalmış demektir. Ne kadar hızlı bir şekilde buna uyum sağlarsak o kadar iyi olur. Elektrikli araç grafiği çok hızlı yükseliyor. Büyük tedarikçiler de bu anlamda yeni işler kuruyor. Çok yeni ve geliştirilebilir bir iş alanı, herkes de buraya dahil olmak istiyor. Bu süreçte 500 bin kişinin işini kaybedileceği konuşuluyor ama çok daha fazla yeni istihdam da sağlanacak. Ben bu durumu Türkiye için büyük fırsat olarak görüyorum. Türkiye için fırsat kapıda. Bir otomotiv ülkesi olan Türkiye, nitelikli iş gücü, güçlü ana ve tedarik altyapısı, yeterliliği ve potansiyeli ile dönüşüme adapte olup, kazançlı çıkabilir. Türkiye’nin aktif rol alarak elektrikli araçlar yatırım ağına katılması çok önemli. Elektrikli araçlar olmadan karbon nötr hedefi mümkün değil. Bu alanda ne kadar yatırım yapılırsa gelecekte rekabet gücü o kadar artar.”

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.